Gürcistan Dostluk Derneği
  Faaliyetler
  Dernek Kurulu
Gürcistan
Genel Bilgiler
Tarih
Coğrafya
Din
Dil
Eğitim
Kafkasya
Gürcüce
Yalnızlık
Nazime Nehir Kılıç
____________
KAPLANPOSTLU ŞÖVALYE
Orhan Şardağ Beridze
____________
Geçmişten Geleceğe…...
Kenan Güler
____________
Kardeşlik Kafkaslarda Yeşeriyor 2
Ali Rıza Altunel
____________
Mutluyum Dostlar
Engin Şenol
____________
Batum Aziziye Camii
Murat Kasap
____________
Yıl 1980
Selami Gümüş
____________
Osmanlı Arşiv Kayıtlarında Gürcistan ve Gürcüler Kitabı Üzerine
Mümin Yıldıztaş
____________
h
Deda eseni vin arian (დე+...
26.04.2010 

Deda eseni vin arian (დედა ესენი ვინ არიან)?               (Anne bunlar kim)

17 Nisan’da Gürcistan’ın başkentine bağlı  Marneuli köyü  bir başka çoşku içindeydi. Küçük Temuri, hareketliliğin farkındaydı. Okulda yabancı bir ülkeden insanların  geleceğini, çocuklara güzel kıyafetlerin getirileceğini duymuştu. Sünnet lafını duyunca içine bir korku düştü. Annesi de sık sık  kendisinin de  artık sünnet  olması gerektiğini söylüyordu. Güzel elbiseler, oyuncaklar, hediye saatler verileceği haberi güzeldi de ah şu  korkunun önüne geçebilseydi.

İnsanlar en güzel kıyafetlerini giymiş, sabah 07’den itibaren çocuklarıyla beraber  okulun önünde yığılmışlardı. Annesi Madona şefkat sesiyle seslendi sabah kendisine. “ Temuri şeni cirime. Adeki saçmeli çame da wavideT. çqara çemo patara” („თემური შენი ჭირიმე. ადექი საჭმელი ჭამე და წავიდეთ. ჩქარა ჩემო პატარა!“)(Temuri, sana kurban olayım. Kalk yemek ye de gidelim. Çabuk ol benim küçüğüm) Temuri korkusunu bir türlü söyleyemiyordu. Hediyeler güzelde daha hemen şimdi sünnet  olmasaydı iyi olmaz mıydı? Kalktı yüzünü yıkadı ve annesinin koyduğu çorbayı içti. Nasıl söyleyecekti korkusunu? Arkadaşı İrakli komşu köyden  Dato amcanın yaptığı sünnet sonrası aylarca uğraşmamış mıydı? Üstelik sakatlığın kalıcı olacağını söylüyorlardı. Ya kendisi de iyileşmezse ne olacaktı? Dışarıdan komşuları Natalia teyzenin sesini işittiler. “Madona male mTeli sopeli wavida. Çven ki çamovrçiT maT…” („მადონა ჩქარა მთელი სოფელი წავიდა. ჩვენ კი ჩამოვრჩით მათ...“) (Madona çabuk ol. Bütün Köy gitti. Biz geride kaldık…) Hemen annesi aceleyle Temuri’yi kolundan tutup dışarı çıktılar. Sünnet şöleninin yapılacağı okula doğru aceleyle yürüdüler.

Okulun duvarında “Sünnet Merasimine Hoşgeldiniz” diyordu Gürcüce yazıyla. Başka harflerde vardı ama okuyamadı. Ana baba günüydü okulun önü. Biraz  kilolu kızılımsı birazda babasına benzeyen yabancı adam  sünnet olacak çocuklara  güzel sünnet  elbisesi giydiriyordu. Bu arada Temuri’nin arkadası küçük  İrakli’nin durumunu  daha önceden doktorlara anlatılmış çocuğun yanlış  müdahale sonucu ciddi bir problem yaşadığı anlaşılmıştı. Türk doktorlar biraz uğraşacaklarını ama problemi çözebileceklerini söyleyince ailesi bayram etti İrakli’nin.

Fakat bu insanlar neden böylesine güler yüzlüydü? Bunların hiç mi dertleri yoktu? Bunlar kendi çocuklarına gösterdikleri bu şefkati niye Marneuli köyünün çocuklarına gösteriyordu ki? Kafası karışmıştı Temuri’nin.  Annesinin tüm ısrarına rağmen bir türlü sıra bekleyen topluluğun arasına karışmıyordu. Biraz zaman geçmişti ki arkadaşı İrakli annesinin kucağında bağırıyordu. “ Temuri ar SegeSindes. Veraferi vigrZeni. Çqara damTavrda…”(Temuri korkma. Bir şey duymadım. Çabuk bitti…(“ თემური არ შეგეშინდეს. ვერაფერი ვიგრძენი. ჩქარა დამთავრდა…”)) Bir an cesaret geldi kendisine. Atladı gitti elbise dağıtan adamın yanına. “Mec minda kaba.” (bende elbise istiyorum…) Herkesin “Başkan” dediği amcasına benzeyen adam hemen başını okşadı. Kendi bedenine uygun sünnet kıyafetini oracıkta giydirdi hemen. Biraz sonra da sırası geldiğinde Yeryüzü Doktorları Derneği üyesi Dr. Fatih Soydemir’in önüne yatırıldı hemen. İğnesi yapıldı. Ne kadar temizdi doktor. Hiç komşu köydeki sünnetçi Dato amca gibi de gözükmüyordu. Son derece güzel kıyafeti, ilaçları, hemen kullanıp attığı şırıngası hele güler yüzüyle farklıydı doktor. Fazla acı da duymadı zaten. “İyi ki İrakli gibi Dato amcaya sünnet olmadım” diye geçirdi içinden.

Kendisine güzelde bir saat hediye edildi. Babasından kalan saatden daha güzeldi koluna takılan.  Eve gidince çıkarırım. Bayramlarda, okul merasiminde, 26 Mayıs’da ki Gürcistan’ın kurtuluş gününde takarım. Şiir okurken bileğini hafifçe kıvıracaktı herkes görsün diye.

Eve geldiler. Acıya dayanıyor, Türk doktorun  “artık erkekliğe adım attın” sözünü hatırlayıp bağırmamak için zor tutuyordu kendisini.  Aynı Doktor’da yarından itibaren bir şeyin kalmayacağını söylemişti kendisine. Annesi Temuri’nin acısını hafifletmek için türlü türlü hikâyeler anlatıyordu. Hatta komik fıkralar katıyordu aralara.  Bir yandan da en sevdiği yemekleri diziyordu önüne. Bir ara sünnet programının dışında son peygamber Muhammed Mustafa (SAV) doğumunu kutlamak için camide bir program yapılacağını söyledi. Temuri merakla sordu. Annesi kendisinin sünnet olduğu için bu programa gidemeyeceğini söyleyince Temuri, ısrarla kendisini camiye götürmesini istedi. Annesi karşı geldiyse de  ikna edemedi küçük çocuğu.

Akşam sünnet olup Marneuli Camisi’ne giden tek çocuktu. Komşusu, babasının arkadaşı Omar amca bu halde neden camiye geldiğini sorup kızdı kendisine. O akşam Sultanahmet Cami Müezzini Metin Balcı, Maltepe Merkez Camii İmam Hatibi Selim Yıldız, İBB Mezarlıklar Müdürlüğünde görevli İmam Bünyamin Aras’ın müthiş Kuran tilavetini dinledi. Dedesi de okuyordu bunlar gibi. Fakat bu yabancı amcalar bir başka etkilemişti kendisini. Sonra güzel bir giyimli bir amca, iyilikten, yalan söylememekten, dürüst insan olmaktan söz etti. Sık sık Muhammed diyordu. Onun son peygamberliğini, insanların en üstünü olduğunu, iyi ahlaklı olduğunu tekrarlıyordu devamlı. Dedesinden de duyardı bunları. Dedesi O’na benzemesini istiyordu torununun. Sofrada tekrarlamıştı birkaç kez. Sünnet acısını çoktan unutmuştu. Peki bu amcalar nereden biliyorlardı ki kendi dilini? Hem madem kendisi gibi konuşuyorlardı da daha önce neden gelmemişlerdi Marneuli köyüne. Neden bu sözleri duymamıştı okulda.  Küçük beyniyle ama huzurlu duygularla boğuşuyordu çoktan beri.  Kendini giyindiren kızılımsı amcayla, esmer herkesin “Başkan”dediği amcada kendisini görmüştü camide. Geldiler başını okşadı, güzel sözler söyledi Temuri’ye. Hele devamlı fotoğraf çeken, sağa sola koşturan,  sünnet çocuklarının kucağında taşıyan o sakallı amca kimdi? Camide kendisinin de fotoğrafını çekmişti bir kez daha. Devamlı yüzünde tebessümü nedendi acaba? Hatta başkan dedikleri adam  “Gürcistan’ın en yakışıklı adamı sen olacaksın…”diye de takıldı kendisine.

Program bittiğinde camidekilerin birbirine sarılması çok şaşırttı kendisini. Herkes sanki akraba gibiydi . Camidekilere bir de kitap vermişlerdi. Eve dönerken kendisine hediye edilen kitaba bir başka sarıldı. Sabırsızlanıyordu başlamak için. Sonra annesine döndü ve sordu. Bir an “Neden bu amcalar buraya gelip hiç karşılık beklemeden bunları yapıyorlardı ki?  “Deda eseni vin aryan? Ratom imkopebian çven sopelşi Es adamianebi (დედა ესენი ვინ არიან? რატომ იმყოფებიან ჩვენ სოფელში ეს ადამიანები)?” (Bu insanlar neden köyümüzdeler?) Anne duygulandı, başına çevirerek “ Çvenebi arian es kargi xalxi Çemo bicuna”(ჩვენები არიან ეს კარგი ხალხი ჩემობიჭუნი) (Bizin insanlarımız, iyi halk da ondan benim yavrum) diyebildi. İrakli devam etti sormaya. “ saidan arian çamobrZanebuli? (საიდან არიან ჩამობრძანებული) (Nerden geldiler?) “Türketi’dan” (თურქეთიდან) diye cevap verdi annesi. 

Küçük Temuri İstanbul’u çokça görmüştü televizyondan. Hiç de deniz görmemişti. Işıklı, boğazın üstünde gelin gibi süslenmiş o köprüyü merak ediyordu çok. Sonra ne güzel otomobiller vardı Türk televizyonunda. Çocuklar vardı programlarda. Ne de güzel giyiniyorlardı yaşıtları. Sonra kendi ülkesinin televizyonlarında programlar yayınlanıyordu Türkiye’ye göç eden Gürcülerle ilgili. Öğretmeni Türkiye’nin ve Gürcistan’ın çok eski köklü dost olduklarını söylemişti bir derste. Çok güzel sözler söylemişti iki ülkeyle ilgili. Gürcistan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk Türkiye’ydi söylediğine göre. Daha bir yıl önce Rus’lar Gürcistan’a saldırdığında ilk yardıma koşan da Türkiye’ymiş   Teona halasının dediğine göre.   Köydeki çocukların giydiği güzel eşofmanlarda İstanbul’dan  geliyordu zaten. “İrakli ne şanslı çocuk. O annesiyle beraber taaTrabzon’a kadar  gitti…”diye  geçirdi içinden.

Eve dönerken bir başka huzurluydu artık. Marneuli köyü bir başka güzel geldi kendisine. Sonra gökyüzüne baktı pırıl pırıldı. Hafif bir meltem esiyordu kuzeyden. Sonra dağlara baktı. Sanki siyahi bir uykuya dalmış gibiydi tepeler. Sonra biraz önce bulunduğu Marneuli camisine döndü. Hala ışıkları yanıyordu. Belli ki Türkiye’den gelen amcalar henüz ayrılmamıştı camiden. Sabaha karşı uçağa yetişeceklermiş Tiflis’e. Acaba seneye gelecekler miydi? Olsun kendisi adamlığa adım atmıştı ama yardım edebilirdi pekala. Seneye daha büyük bir sünnet şöleni yapılacağını duymuştu.

Evlerinin avlu kapısından içeri girdiler. Annesine döndü “Keşke şimdi  babamda olsaydı yanımda olsaydı” dedi. Gecerin karanlığına bir de derin bir sessizlik eklendi.  Anne elleriyle yüzünü kapattı  sonra hıçkırıklara boğuldu. Zaten son yıllarda gözyaşlarını saklayamıyordu Temuri’den. Ağladı, ağladı. Temuri’de uydu ona. Dakikalarca öyle kaldılar.  Sonra evlerine girdiler. Kapıyı açar açmaz  Anne derin bir ah çekti. Dona kaldı bir an. Gözlerini salondaki resme dikti. Sanki kocasıyla geçirdiği mutlu 25 yıl canlandı beyninde bir an. Güney Osetya’ya giderken Kazbek dağlarında uçuruma uçmuştu otomobiliyle 7 yıl önce. Cenazesini derin vadideki ırmak vermemişti geriye. Mezarı bile yoktu. Temuri annesinin gözyaşlarını sildi önce. Sonra sarıldı, öptü öptü. Sanki konuyu değiştirmek istercesine  “Deda me miyvars TürkeTidan çamosuli xalxi.” (მე მიყვარს თურქეთიდან ჩამოსული ხალხი)(Türkiye’den gelen bu  insanları artık  çok  seviyorum) Annesi karşılık verdi.  “ Yavrum Dünyanın iyi insanlara ihtiyacı var…”. Küçük Temuri’nin kulağında ise o söz çınlıyordu. “ Dünyanın iyi insanlara  ihtiyacı var.” Temuri gözyaşlarını sildi. Sonra vakur bir şekilde ayağa kalktı. Derin bir nefes alarak sobanın yanına çökmüş annesine yöneldi.  Onun ellerini  küçük avuçlarıyla sıkıca sardı ve  söz verdi.  “ Me saukeTeso adamiani unda gamovide-o  deda. “ (მე საუკეთესო ადამიანი უნდა გამოვიდე-ო) (Bende  iyi insan olacağım anne…)

 

(Bu hikayeyi, hiçbir karşılık beklemeden Anadolu toprağındaki sevgi kaynağını  dünyanın dört bir yanına taşıyıp  ihtiyacı olan her yere okul, cami yaptıran, kuran kursları açan, yabancı öğrencileri ülkesinde veya ülkemizde  okutan, kitap basıp- dağıtan, zor zamanda afet bölgelerine giden,  yardım gönderen, para yardımında bulunan, ve daha farklı hizmetlerle sevgi imparatorluğunun  tohumu atan  onbinlerce    insanımıza, hiçbir dernek, vakıf, cemaat, topluluk ayırımı yapmadan tüm insanlarımıza bir anlamda önden giden atlılara  ithaf ediyorum…E.Ş.)

 

KAFKASYA’DA KUTLU DOĞUM ÇOŞKUSU:  İki cihan güneşi, peygamberlerin en üstünü, son peygamber Muhammed Mustafa (Sellâllahü Aleyhi Vesellem) efendimizin kutlu doğum çoşkusu bu yıl Gürcistan’ın Başkenti Tiflis’e bağlı Kösali  köyüne kadar ulaştı. Gürcistan Dostluk Derneği’nin organize ettiği programa Batum’da ve Ahıska’dan da katılımlar oldu.

 

 

İKİ KAFKASYALI YAŞLI ÇINAR: Tiflis’te ki Kutlu Doğum Haftası’nda camiye akın edenler arasında Kafkasya’nın acı kaderinde, dinsizliğin hüküm sürdüğü 75 yılın tüm yasaklarını iliğine kadar yaşayan Kafkasyalı dedeler de vardı. Yaşlı iki Kafkasyalı  Kur’an tilavetini ve mevlidi şerifi dinlerken zaman zaman gözyaşlarını tutamadılar.

 

SÜNNET İÇİN KUYRUKLAR OLUŞTU:  Gürcistan’dın başkenti Tiflis’e bağla Marneuli, Kösali, Tzalga  köylerinde ki Kutlu Doğum Haftası kutlamalarına ek sünnet programı da gerçekleştirildi. 400 çocuğun sünnet edildiği bölgede, aileler sabah 07’den itibaren kuyruklar oluşturdular.

 

 

 BABA, ÇOCUK VE CAMİ : Kafkasya’da istenilen sayıda olmasa da yerleşim merkezlerinde hızla camiler yükseliyor. İşte hizmete yeni açılan Marneuli Camisi ve  çocuğunu Kutlu Doğum Programına  getiren Kafkasya’lı bir baba.

 

ADEM AVCI İŞ BAŞINDA: İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Mezarlıklar Müdürü Adem Avcı, Tiflis’in köylerinde ki sünnet merasiminde bir Gürcü çocuğunu giydirirken görülüyor.

 

ÖNDEN GİDEN ATLILAR: Dünyanın dört bir yanına yayılan ve Anadolu’nun sevgisini yeryüzüne yayma hareketinin Kafkasya cephesindeki önemli isimlerinden biri de Ali Rıza Altunel. Gürcistan Dostluk Derneği’nin başkanı olan Altunel, Kutlu Doğum Kutlamaları ve sünnet şöleninin mimarıydı.

 

DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDA: Yeryüzü Doktorları  Derneği işbaşında. Dr. Fatih Soydemir, Tiflis’deki sünnet şöleninde ekibiyle birlikte iki günde 400 çocuğu sünnet etti. Yeryüzü doktorları dünyanın dört bir yanına dağılarak sevgi imparatorluğunun tohumlarını atıyorlar.

 

Okunma Sayısı:  2161
Yazıyı Kaleme Alan :  Engin Şenol

YAZIYA AİT YORUMLAR
BU YAZIYA YORUM YAZINIZ
IP Numaranız 184.72.141.31
Adınız Soyadınız
Email Adresiniz:
Görüşleriniz:
Limit: Yazacağınız karakter 1000 i geçmemeli
Güvenlik Kodunu Giriniz: 32042