GÜRCİSTAN’DA İSLAM MERKEZİ AÇMAYI KİM DÜŞÜNÜYOR  9.12.2019

Sevgili Dostlar Yıllarca ayrı kaldığımız Ata yurdumuz ve Gürcü Kardeşlerimize olan hasretimiz bize asırlar gibi gelmiş ve bu hasretin dindirilmesi adına dinine, diline, kılığına, kıyafetine bakmadan Ata yurdumun insanı diyerek bağrımıza bastığımız; kültürü, tarihi, bir olan, en önemlisi de aynı kanı taşıdığım soydaşlarım. Dost dosta kuyu kazmaz. Olsa olsa gül atarmış. Dostun gül atması bile dostu yaralarmış. Çünkü gülde rastgele atılmaz o bir serenomi ile takdim edilir. Biz gülün atılmasından bile yara alırken attığınız ok ve gülleleri hangi yürek kaldırır bilemiyorum.. İstanbul’da derneğimiz kurulduğundan beri din, bölge ayrımı yapmaksızın herkesle irtibat kurmuş, Müslim-Gayri Müslim herkesle kucaklaşmıştır. İslam Ahlak ve kültüründe yapılan iyilikleri anlatmak, başa kakmak hoş olmaz. Ancak bize uzanan bütün ellere yardım yapmış, İstanbul’da okuyan, çalışan, hapse düşmüş, hastanede kalmış, birçok Hıristiyan Gürcüye din ayrımı yapmadan yardımcı olmuş biri olarak ve gül atmamanızı beklerken bu art niyetli ifadeleri asla kabul edemiyor kendime yapılmış büyük bir iftira ve haksızlık olarak görüyorum. Sevgili Dostlar, Biz dernek olarak yaptığımız bütün işlerin sonuna kadar arkasındayız. Gizli hiçbir hesabımız, veya gizli bir gündemimiz yoktur. Hedeflerimizi projelerimizi en tepedeki devlet yöneticilerinden, kilise temsilcilerine, STK’lara kadar herkese ve her kesime paylaşmış ve bunu inandığımız, mensubu olmaktan iftihar ettiğimiz dinimizin gereği olarak yapmış ve yapmaya da devam edeceğimizi özellikle bilmenizi istiyorum. Gürcistan Dostluk Derneği olarak; bugüne kadar yayınladığımız, altında dernek logosu bulunan bütün kitap, dergi, broşür, ilan, yazı ne varsa tamamının da ortaya koyduğumuz görüş, düşünce, fikir, belge ve bilgilerin tamamına inanmak ve tamamını büyük bir bilinç ve şuurla yaptık. Bu yaptıklarımız T.C. Devleti yasaları ve Gürcistan Devleti’nin yasalarına uygun olarak, tamamen legal olarak kamuoyuna açık olarak yaptık. Bu yaptıklarımızın da sonuna kadar arkasındayız. Bunları karalamanıza asla müsaade etmeyiz. Çünkü bu bizim inancımız biz sizin inancınıza yada inançsızlığınıza saygı duyar sizden de bunu bekliyoruz. Söz konusu 2004 tarihli zannedilen broşür aslında 2009 yılında yapılmıştır. Dernek amaç, gaye, hedef, misyon ve vizyonunu içermektedir. Ne var ki; söz konusu yazıyı yazanlar iyi niyetle yazmadıkları için mi yoksa Türkçeleri iyi olmadığından mı anlayamadığım bir şekilde konu özünden uzaklaştırılmış bulunmaktadır. Uygar ve medeni bir ülkede yaşayan bizler soydaşlarımıza yardımcı olmayı amaçlamanın haricinde kendi inanç değerlerimizi kimseye zorla veya hile ile kabul ettirmeyi asla düşünmedik. Bunu bugüne kadar yapmadık ve biz bize yapılmasını istemediğimiz şeyi başkasına yapmamak gibi temel bir prensibe inanmaktayız. Güneşi balçıkla sıvamak nasıl mümkün değilse, Gürcistan’da yaşayan etnisitesi ( kökeni) Gürcü olan Müslümanların da var olduklarını öylece kabul etmek durumundasınız. Buna Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi ve Acara Özerk Cumhuriyeti’nin özerklik şartı da bu gerçeğe dayanmaktadır. Gürcüceye tercüme edilen bütün dini eserler derneğimizin logosunu taşımıyor. Bu konuda dernek logomuz ve mührümüzü bu yazı ile sizlerle paylaşıyorum ki bizim yayınlarımızı diğerleri ile karıştırmayasınız. Sizin mantığınızla Roma’yı bizim yaktığımızı iddia etmenizden endişe duyarım. Yayınladığımız eserler inceleme zahmetine katlanarak ondan sonra Fundamentalizimle ilgili somut iddiaları ortaya koymanızı beklerdim. Kaldı ki İslami eserler; ancak İslam konusunda uzman biri tarafından değerlendirilmesi söz konusu olabilir. Birinin Türkolog olması İslam konusunda uzman olmasını sağlamaz. Bu iki gerçeğin birbiri ile karıştırılmaması gerekir. Tarafınızdan Gürcistan’da dağıtılan eserlerin tamamı Gürcistan Müslümanlarının dinlerini radikalizme kaymadan, asırlardır atalarının, dedelerinin yaşadığı Sünni İslam’ı anlayışı öğrenmeleri amaçlanarak hazırlanmıştır. Bu eserleri elbette birçok hususta baskı altında ve ekonomik zorluklar içinde yaşayan kardeşlerimize bila bedel dağıttık. Dağıtmaya da devam edeceğiz. İslam terörü yasaklar diye kitap dağıtan bir anlayışı Fundamentalist kitap dağıttı diye suçlamak ön yargıların esiri olmakla izah edilebilir. Yazınızda Nurculuk ve üniversite ile ilgili kısmına ise biz o cemaatle ilgili değiliz. Sadece ilim, İslam ve iman hizmeti gören herkesi alkışlarız. Ancak, üzülerek belirtmeliyim ki sizin bu yaklaşımla sadece yasakları savunmaktan başka bir iddianız bulunmuyor. Oysa fertler ne kadar özgür olursa onlar sahip oldukları değerleri o kadar iyi anlar değerlendirir ve o oranda sahip çıkar ve savunur. Biz ülke olarak ve özellikle de Gürcistan Dostluk Derneği olarak hür, bağımsız, demokratik bir Gürcistan’ı her zaman ayakta alkışlarız. Despot, zalim, hiçbir yönetimin yanında yer almadık almayız. Sizlere de hele bilim adamı misyonuna sahip olanlara da bu yakışır. İstikbalinizi zalimlerin iktidarın gelmesi ümidine bağlamadı iseniz. Türkiye’ye eğitim için sadece Acara’dan değil Gürcistan’ın dört bir yanından okumaya gelenler sadece dini eğitim almıyor; iktisat, işletme, mühendislik, edebiyat vs. vs. birçok alanda eğitim alıyorlar. Kaldı ki; bunların tamamı dini eğitim almış olsa bile sizin eğitimli, bilgili insanlardan değil cahillerden korkmanız gerekirdi. Kaldı ki; Gürcistan da Müslümanların normal eğitim sistemi içinde dinlerini öğrenmelerinin yolunu açtınız da bu çocuklar ailelerinden, memleketlerinden, arkadaşlarından uzak macera aramaya mı gittiler.Lise düzeyinde olmadığı gibi maalesef üniversite düzeyinde de aynı durumla karşı karşıyayız. Kaldı ki; Türkiye Gürcistan’ın en yakın, en iyi dost ve kardeş ülkesi. Böyle olunca ve İslam ülkelerinin tamamında veya İslami eğitimin verildiği her yerde eğitim ücretsiz olduğu gibi öğrencilerin temel ihtiyaçları da yine Müslümanlar tarafından karşılanır. Altını çizerek Türk eserleri diye ifadenize gelince siz hangi sözlükte “ecdad” kelimesinin “Türk” diye tercüme edildiğini gördünüz. Kaldı ki; Cami ve Medreseler tamamına yakını hayır sahipleri tarafından yapılır. Buralara devlet bütçesinden para harcanmaz ve bu eserlerin yaşaması içinde vakıf arazileri tahsis edilir. Bu gerçeği anlamak için İslami değerleri kabul etmek ve bu değerlere gönülden inanmaktan geçer. Osmanlı arşivleri Dünyada kabul görmüş tüm bilimsel çevrelerin de belirttiği gibi en güvenilir kaynak özelliğini taşımaktadır. Bu gün Osmanlı arşivlerinde her yıl binlerce araştırmacı çalışmakta ve geçmişlerini bu kaynaklar sayesinde öğrenmektedirler. Bugün başta Acara Özerk Cumhuriyeti olmak üzere, yeri, niteliği, yapanı, yaptıranı, binaların taşıdığı özellikleri resimlerine varana kadar birçok cami ve medrese bilgisi elimizde bulunmaktadır. Bizimki iddia değil bilgidir ve bilgi doru olduğu birçok kanıtla tespit edilmiş bir değerdir. Tiflis’te bulunan cami ve çevresinin bölüm bölüm restore edilmeye devam ettiğini yılda en az on defa oraya gelen ve bu camide Cuma ve vakit namazlarını kılan biri olarak en yakın şahidi olduğumu belirtmeliyim. Bizim Gürcistan’da yıkılan camileri Gürcüler değil, komünist yönetimin yıktığını açıklamamızdan niye alındığınızı anlayamadım. Yoksa sizin bu yönetimle bir yakınlığınız veya bunların avukatlığına mı soyundunuz? Bilim adamı sadece bilimsel gerçekliğin yanında yer almalı diye düşünüyorum. Bunu böyle olduğunu itiraf ederken bu fiili hoş görme ve gösterme çabanız dikkatimizden kaçmamış ve aldığınız akademik payeye münasip olmadığı gerçeğini bir daha üzülerek hatırlamak durumunda kaldığımı belirmeliyim. Türkiye’de yaşanan sürece gelince; maalesef Kemalizm adına hareket ettiğini vehmeden çevreler Türkiye’nin dört bir tarafında birçok camiyi yıktığı gibi, medreseleri kapattığı gibi güzelim kiliseleri de yıktı. Beğenmediğiniz bu günün yönetimi bunları inkâr etmek yerine bir bir tamir etmek ya da yeniden inşa etme çalışmalarına devam etmektedirler. Türkiye’nin Kemalist ideolojisinden vazgeçip İslam’a yaklaştığını bir kusur ya da ayıpmış gibi yazan sizler bu ideolojinin egemen olduğu dönemde cami ve kiliseleri yıktıklarını da bilmesi ve bugün her şeye rağmen bu eserleri ayağa kaldıran, Dinci diye tanımladığınız insanlar olduğu gerçeğini asla göz ardı edemezsiniz. Bu yönetim ve bu yönetime destek verenlere kiliseleri tamir ettikleri için ancak teşekkür etmeniz gerekir tabi bu bir lütuf değil, haklarını teslim etmekten başka bir şey de olmaz. Biz bu broşürlerde beyan ettiğimiz hedeflerimizin birçoğunu tamamlamış bulunmaktayız. Kalanlarını ise tamamlama gayreti içinde olduğumuzu bunları n tümünü İslam’a hizmet ve Müslümanlara yardım için yapıyoruz. Bunu açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz. Size soruyorum; siz bu yazıyı kaleme alarak neye ve kime hizmet ediyorsunuz? Biz Türkiyeli Hayır sahipleri iş adamları sanatçılar Kültür insanlarını getirip Dostluk Programları ile Köprü olma görevini eksiği noksanı ile de olsa yerine getiriyoruz. Siz Gürcistan topraklarını bugün işgal altında tutanlarla aynı kafa içinde olarak mı Gürcü halkına hizmet edeceksiniz? Ali Rıza ALTUNEL Gürcistan Dostluk Derneği Genel Başkanı AMBEBİ.GE GÜRCİSTAN’DA İSLAM MERKEZİ AÇMAYI KİM DÜŞÜNÜYOR Türkliye Gürcistan sıcak ilişkileri hakkında ve onların arasında “GÜRCİSTAN DOSTLUK DERNEĞİ” nin Gürcistan’da ki faaliyetleri hakkında Doğubilimci-Türkolog prof. Giorgi ANTELAVA diyor ki; Türkiye-Gürcistan ilişkileri özellikle son 20 yıllık sürede aktifleşti. Bunu kültürel-eğitim ilişkileri oluşturmaktadır. Bununla birlikte bu yönüyle yapılmış bazı çalışmalar soru işareti oluşturup kaygı vericidir. Türkiye’de “GÜRCİSTAN DOSTLUK” DERNEĞİ 2004 yılında kuruldu. Derneğin faaliyetini ve amaçlarını anlatan broşür, bu derneğin kuruluşunun yedinci yılında yayınlandı. Broşürde işaret edildiğine göre derneğin misyonu şöyledir; “Türkiye’de yaşayan bizim kardeşlerimizin yanında kültürel değerlerimizin unutulmaması-muhafaza edilmesi, geçmiş ve gelecek kuşaklar arasında bu kültürel köklerimizin yayılması, böylece, Gürcistan’da yaşayan akrabalarımızın ve kardeşlerimizin bu yüksek değerleri tanıması, onlar için kültürel, eğitim ve sosyal ilerleme değerlerini paylaşmak, iki ülke arasında dostluk köprüsü olmak”. Dostluk köprüsü olmayı nasıl düşünüyorlar? Gözüküyor ki, Gürcistan’da yaşayan Müslümanların tanınmasının yayılması derneğin imzasıyla Türkçeden Gürcüceye 100 civarında “FUNDAMENTALİST” kitap tercüme edildi, yayınladı ve ücretsiz 2 milyon kitabı Gürcistan^’ın tüm bölgelerine dağıtıldı. Bu nee fundamentalist dinci edebiyatıdır? Bu “Peygamber Muhammedin Hayatı” “İslamın kuralları, kanunları ve Dünyaya bakışı” “Namaz Kılmayı öğrenmek” “Kuran Alfabesi” “Helaller ve Haramlar”, “İmanın 6 Esası”, “İslam Terörü Yasaklar”, yetişkinler için hazırlanmış resimli ders kitabı serileri, sanki bunlara çok talep varmış gibi… Bana göre bu Tiflis’te uluslararası Karadeniz Üniversitesinin kuruluşundaki taleplerinin devamıdır. Belirtmemiz gerekir ki, bu gayeyi bütün Türkologlar olumsuz karşılıyorlar, bir meslektaşımız hariç. Doğrusu bu insanlar ve birkaç yüksek makam sahibi bu öğrenimi “başarıyla” kurmaya o zamanki yetkileriyle karar verdiler. Çok açık ki, Türkler bu tür üniversiteleri kurmayı Sovyet Cumhuriyetlerinin bütün ülkelerinde kurmayı düşünüyorlardı. fakat Gürcistan’ın dışında herkes buna olumsuz cevap verdi-Türkmenistan, Kazakistan, Azerbaycan dahil. Dahası, Karadeniz Üniversitesinin kurucuları Tarikat “Nurculuk” Türkiye’de yasaktı, nitekim radikal dinci organizasyondu, ancak onun lideri Fethullah Gülenin Türkiye’de yaşaması yasaklandı. Dolayısıyla bugün bunlardan dolayı anlaşılıyor ki, Türkiye’deki açıkça yükselen İslamist ideolojinin irtibat kurduğu iktidar oldu, Kemalist rejimin prensiplerinden vazgeçti. -YAYGIN BiLGiLERE GÖRE, BUGÜN ACARİSTANDAN TÜRKİYE’YE DİNİ EĞİTİMİ ALMAK İÇİN PEK ÇOK GENÇ GİDİYOR… -Bu medreselerde eğitimin ücretsiz olmasından dolayı katılım daha da çoğaldı ve aktifleşti. “GÜRCİSTAN DOSTLUK DERNEĞİ”nin yayınladığı diğer bloknot metniyle devam edelim; Gürcistan’da sayısız Türk ataların hatıraları ve anıtları var, bunların çoğu komünist rejim zamanında yıkıldı…” Dernek bu eserlerin listesini oluşturmak için çalışıyor, bunların korunması için Kültür Bakanlığını ve benzer kurumları profesyonel bir şekilde yönlendiriyor “… Herkes biliyor ki, Gürcistan topraklarında bir Cami değil birçok cami bulunmaktadır(genellikle Azerilerin yaşadığı bölgelerde), fakat “Türk Tarihi eserleri(bunu tekrar ediyorum-Türk) bunları konuşmak etik ve bilimsel değil. Tiflis’te, Botanik Parkın yokuşunda, Botanik sokak no:32 de bulunan camii eşsiz güzeldir. O göz önünde, burada Sünniler ve Şiiler günümüzde de aynı anda ibadet yapıyorlar. Derneğin kitapçığında bu yıkık olarak gösterilmiş. O Cami ise, Metekhi eteklerinde, köprünün yanında bulunuyordu ve komünistlerin zamanında gerçekten yıktılar, Türklerin değil, Şii Farslarınmış. Komünizm döneminde Tiflis’te yalnız Cami yıkmamışlar, Rustaveli Caddesinde Rus Kilisesini de yıktılar, Gürcü Kiliselerine tecavüz ettiler. Bununla birlikte, ne zaman ki, altını çizerek ilan ediyorlar, Gürcistan’da Türk Camilerine komünizm döneminde tecavüz ettiler diye, acaba Türkiye’de de komünizm mi vardı?! Bunu şundan dolayı söylüyorum ki, Gürcü kültürü eserlerini de mi onlar yıktı, onlar Türkiye iktidarının tarafından resmi eski eserler listesinde dosyalanmıştır, yıllardır barbarca bir uygulama vardı; Türk basınında bu bilgiler yayınlandı. Nasıl yıktılar Tbeti kilisesini 1967 yılında Şavşat Kaymakamının talebiyle, nasıl kırdılar Gürcü kitabesi güzellik timsali Güneş Taşı saatını Doliskan Kilisesinde, nasıl kullandılar bunları Kilisesinin çevresinde inşa edilmiş medresenin temeli için… Çok enteresan, Gürcistan Dostluk Derneğinin gelecekteki planları, projeleri, kitapçıkta şöyle yazıyor; Kuranın Gürcüceye tercüme edilmesi lazımmış, İslam Terminolojisinin araştırmaları gerçekleşmesi için Gürcü dilinde sempozyum gerekliymiş (bu gerçekten ilginç, eğer bilimsel araştırmalarda ise sözkonusu) , böylece, Tiflis’te Müslüman kadınlar sempozyumu gerçekleştirilmesi; Batum’da islami eğitim liseleri açılması, ancak Tiflis’te İslam Kültür Merkezinin açılması ve ve buna benzer projeler. Türkiye’den akbaba kuşu gibi Diyanet İşleri Başkanlığının Gürcüceye çevrilmiş kitaplarını getirdiler, bununla birlikte “Kuran öğretmeni” , “Peygamberin hayatı” vb. Bir tanesinin önsözünde diyor ki, bu kitap ülke dışında yaşayan gürcü çocukları için hazırlanmıştır, ilginçtir, ne ilgisi var Diyanet İşleri Başkanlığının “ülke dışında yaşayan küçük gürcü çocuklarıyla?! Ve sonuç, hangi amaca hizmet ediyor “Gürcistan Dostluk Derneği” ve o Gürcistan’da kiminle dostluk kuruyor? Nino KVITASHVILI HAFTALIK GAZETE “TÜM YENİ HABERLER” (Çarşamba günleri çıkıyor) KAYNAK: http://geo.ambebi.ge//sazogadoeba/77379-vin-gegmavs-saqarthveloshi-islamuri-centris-gakhsnas.html#ixzz2SoDuX0Ab http://www.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Fgeo.ambebi.ge%2F%2Fsazogadoeba%2F77379-vin-gegmavs-saqarthveloshi-islamuri-centris-gakhsnas.html&h=eAQE9pYHO ვინ გეგმავს საქართველოში ისლამური ცენტრის გახსნას თურქულ-ქართული ურთიერთობ¬ის ცხ¬ელ თემებზე, მათ შორის თურქეთის "საქართველოსთან მეგობრობის ასოციაციის" საქმიანობაზე აღმოს¬ავლეთმცოდნე-თურქო¬ლოგი, პროფესორი გიორგი ანთელავა გვესაუბრება. - თურქულ-ქართული ურთიერთობები განსაკუთრებით ბოლო 20 წლის განმავლობაში გააქტიურდა. ეს ეხება კულტურულ-საგანმანათლებლო კავშირებსაც, თუმცა ამ მიმართულებით გადადგმული ზოგიერთი ნაბიჯი კითხვის ნიშნებსა და შეშფოთების საფუძველსაც აჩენს. თურქეთის "საქართველოსთან მეგობრობის" ასოციაცია 2004 წელს შეიქმნა. მისი საქმიანობის ძირითად მიმართულებებსა და მიზნებზეა საუბარი ბროშურაში, რომელიც ამ ასოციაციის დაარსების მეშვიდე წლისთავს მიეძღვნა. ბროშურაში აღნიშნულია, რომ ასოციაციის მისიაა "თურქეთში მცხოვრები ჩვენი მოძმეების მიერ კულტურული ფასეულობების არდავიწყება-შენარჩუნებაზე ზრუნვა, ძველ და მომავალ თაობებს შორის ამ კულტურული ფასეულობების გავრცელება, ასევე, საქართველოში მცხოვრები ნათესავებისა და მოძმეებისთვის ამ უმაღლესი ფასეულობების გაცნობა, მათთვის კულტურის, განათლებისა და სოციალური პროგრესის გამოცდილების გაზიარება, ორ ქვეყანას შორის მეგობრული ხიდის აგება". როგორ აპირებენ ამ ხიდის აგებას? ირკვევა, რომ საქართველოში მცხოვრებ მუსლიმებში ცოდნის გასავრცელებლად საზოგადოების გრიფით ქართულ ენაზე თურქულიდან 100-მდე "ფუნდამენტური" ნაშრომი ითარგმნა, გამოიცა და უფასოდ გავრცელდა საქართველოს ყველა კუთხეში 2-მილიონიანი ტირაჟით. რა ფუნდამენტურ ლიტერატურაზეა ლაპარაკი? ეს არის "წინასწარმეტყველი მუჰამედის ცხოვრება", "ისლამის წესების, კანონებისა და მსოფლმხედველობის განმარტებების" კრებული, "ლოცვის წესების მასწავლებელი", "ყურანის ანბანი", "ნებადართული და აკრძალული", "სარწმუნოების 6 საფუძველი", "ისლამური ტერორის ანათემას გადაცემა", მოზარდებისათვის განკუთვნილი ისლამის ილუსტრირებული სახელმძღვანელოების მთელი სერია, რაზეც თურმე მზარდი მოთხოვნა არსებობს... ჩემი აზრით, ეს იმ პროპაგანდისტული ხაზის გაგრძელებაა, რომელიც თავის დროზე მოახვიეს თავს ჩვენს საზოგადოებას თბილისში ე.წ. შავი ზღვის ქვეყნების საერთაშორისო უნივერსიტეტის დაფუძნებით. უნდა აღინიშნოს, რომ ამ იდეას ყველა თურქოლოგი ეწინააღმდეგებოდა, გარდა ერთი ჩვენი კოლეგისა. სწორედ ამ ადამიანისა და რამდენიმე მაღალი თანამდებობის პირის მაშინდელმა შესაძლებლობებმა გადაწყვიტა ამ სასწავლებლის "წარმატებულად" დაფუძნება. საგულისხმოა ისიც, რომ თურქები ამგვარი უნივერსიტეტის დაარსებას პოსტსაბჭოური სივრცის არაერთ ქვეყანაში ცდილობდნენ, მაგრამ საქართველოს გარდა ყველამ უარი თქვა - თურქმენეთმა, ყაზახეთმა, აზერბაიჯანმაც კი. მეტიც, ე.წ. შავი ზღვის ქვეყნების უნივერსიტეტის დამფუძნებელი სექტა-საზოგადოება "ნურჯულუქი" თურქეთში აკრძალული იყო როგორც რელიგიურ-ექსტრემისტული ორგანიზაცია, ხოლო მის სულიერ ლიდერს ფეთხულა გიულენს თურქეთში ცხოვრებაც აეკრძალა. თუმცა დღეს ამ ყველაფრის მიმართ ეტყობა, პოზიცია შეიცვალა, რაც პირდაპირ უკავშირდება დღევანდელ თურქეთში ისლამისტური იდეოლოგიის აშკარა აღზევებას, რაც განდგომაა ქემალიზმის ერთ-ერთი უმთავრესი პრინციპიდან. - გავრცელებული ინფორმაციით, დღეს აჭარიდან თურქეთში სულ მეტი ახალგაზრდა მიდის რელიგიურ სასწავლებლებში განათლების მისაღებად... - ეს პროცესი სულ უფრო აქტიურდება, მით უმეტეს, რომ მედრესეებში სწავლა უფასოა. მივყვეთ "საქართველოსთან მეგობრობის ასოციაციის" მიერ გამოცემული ბუკლეტის ტექსტს: "საქართველოში თურქი წინაპრების მრავალი სამახსოვრო ძეგლია, მათი უმრავლესობა კომუნისტურ პერიოდში დაინგრა... ასოციაცია ამ ძეგლების ნუსხის შედგენაზე მუშაობს, მათი დაცვის თაობაზე სპეციალურად მიმართავს კულტურის სამინისტროსა და სხვა შესაბამის უწყებებს"... ყველამ ვიცით, რომ საქართველოს ტერიტორიაზე არაერთი მეჩეთია და მათი რიცხვი დღითი დღე იზრდება (ძირითადად, აზერბაიჯანელებით დასახლებულ რაიონებში), მაგრამ "თურქული ისტორიული ძეგლების (ხაზგასმით ვიმეორებთ - თურქული) სიმრავლეზე" ლაპარაკი არაეთიკური და არამეცნიერულია. თბილისში, ბოტანიკური ბაღის აღმართზე, ბოტანიკური ქუჩის NN32-ში მდებარე მეჩეთი უნიკალურიც კი არის იმ თვალსაზრისით, რომ აქ სუნიტები და შიიტები დღესაც ერთდროულად ლოცულობენ. ასოციაციის ბუკლეტში ეს მეჩეთი დანგრეულად არის მითითებული. ის მეჩეთი კი, რომელიც მეტეხის ძირში, ხიდთან მდებარეობდა და კომუნისტების დროს მართლაც ააფეთქეს, თურქული არ ყოფილა, შიიტური, სპარსული იყო. კომუნისტურ ეპოქაში თბილისში მხოლოდ მეჩეთი არ დაუნგრევიათ, ააფეთქეს რუსული ეკლესია რუსთაველის გამზირზე, ხელყვეს ქართული ეკლესიები. ამასთანავე, როცა ხაზგასმით აცხადებენ, საქართველოში თურქული მეჩეთები კომუნისტურ პერიოდში ხელყვესო, განა თურქეთშიც კომუნიზმი იყო?! ამას იმიტომ ვამბობ, რომ ქართული კულტურის ძეგლებისადმი, რომლებიც თურქეთის ხელისუფლების მიერ ძველი ძეგლების ოფიციალურ ნუსხაშია შეტანილი, წლების განმავლობაში ბარბაროსული დამოკიდებულება იყო; თურქულ პრესაში გამოქვეყნდა ინფორმაცია, თუ როგორ ააფეთქეს ტბეთის ტაძარი 1967 წელს შავშეთის კაიმაკამის (ადმინისტრაციის ხელმძღვანელი) მოთხოვნით, როგორ დაამტვრიეს ქართულწარწერიანი უნიკალური მზის ქვის საათი დოლისყანის ეკლესიაში, როგორ გამოიყენეს ბანას ტაძრის ლოდები იმავე ტაძრის შემოგარენში ასაშენებელი მედრესეს საძირკვლისთვის... არანაკლებ საინტერესოა, საქართველოსთან მეგობრობის საზოგადოების სამომავლო გეგმები, პროექტები. ბუკლეტში ნათქვამია, რომ ქართულად უნდა გამოიცეს ყურანის განმარტებები, ისლამის ტერმინოლოგიის კვლევის საკითხზე ჩატარდეს ქართულენოვანი სიმპოზიუმი (ეს კი ნამდვილად საინტერესოა, თუკი მეცნიერულ კვლევებზეა ლაპარაკი), ასევე, თბილისში მუსლიმი ქალების სიმპოზიუმის ჩატარება; ბათუმში რელიგიის სასწავლო ლიცეუმის, ხოლო თბილისში ისლამური კულტურის ცენტრის გახსნა და სხვა ამდაგვარი. თავის დროზე თურქეთიდან შემოიტანეს რელიგიის სამინისტროს გრიფით ქართულ ენაზე გამოცემული წიგნები, მათ შორის "ყურანის მასწავლებელი", "წინასწარმეტყველის ცხოვრება"და სხვ. ერთ-ერთის წინასიტყვაობში ნათქვამია, რომ წიგნი სამშობლოს გარეთ მცხოვრები პატარა ქართველებისთვის არის განკუთვნილი. საინტერესოა, რა კავშირი აქვს დიანეთის (რელიგიის) სამინისტროს "სამშობლოს გარეთ მცხოვრებ პატარა ქართველებთან"? და ბოლოს, რა მიზნებს ემსახურება "საქართველოსთან მეგობრობის ასოციაცია" და ვისთან მეგობრობს ის საქართველოში? ნინო კვიტაშვილი ყოველკვირეული გაზეთი "ყველა სიახლე" (გამოდის ოთხშაბათობით) წყარო/Source: http://geo.ambebi.ge//sazogadoeba/77379-vin-gegmavs-saqarthveloshi-islamuri-centris-gakhsnas.html#ixzz2SoDuX0Ab


Okunma :1792